19. Gün
Merhaba Sevgili Okur,
Bir haftayı daha geride bıraktık. Zamanın göreceliğini tüm dünya olarak deneyimliyoruz. Zaman içinde yaşarken çok yavaş iken, bir yandan 19 gün öncesinin anıları hala tazeliğini koruyor.
Bütün bir ülke olarak online derslerle eğitimimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Pazartesi, salı ve çarşamba günlerinde olan derslerimden dolayı bugünlerim bir miktar daha planlı oluyor. Sabah kalkıyor, kahvaltımın ardından bilgisayar başında ya direkt derse başlıyor ya da ders saatini bekleyerek ders çalışıyorum. Bu saatlerin verimli geçtiğini söyleyemesem de, elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Toparlanmaya çalışıyorum. Tüm ülkede ve hatta dünyada olduğu gibi, pek de yüksek olmayan moralimi düzeltmek ve yaşam enerjisini kazanmak için uğraşıyorum. İleride, boşa giden bugünlerimiz için çok üzüleceğiz, gibi hissediyorum.
Bu dönemde yapabileceğimiz en iyi şey okumak, yeni şeyler öğrenmek istemek, yazmak ve yazacak bir şeyler üretecek kadar dolu yaşamak.
Sanırım oldukça zor olsa da bu sürecin kolay kolay bitmeyeceğini, uzun zaman böyle yaşamak zorunda kalacağımızı ve artık adapte olmak gerektiğini kabullendim. 25 yılda alıştığım her şeyden vazgeçmek, evde oturmak kolay değil elbette, üstelik moral bozukluğu üretkenliği de geri çekiyor. Yine de, kabullenmek iyi bir adım oldu.
Bu yüzden, Coursera'da yeni bir kursa katılmaya karar verdim. Eğitim gördüğüm alanla da ilgili olduğu için, hayatımın bir yerinde mutlaka işime yarayacak bilgiler edineceğimi düşünüyorum. Kursun İngilizce olması yabancı dil gelişimim için de faydalı olacaktır.
Şu sıralar okuduğum iki kitap var, birisi TÜBİTAK yayınlarından çıkan "Eleştirel Düşünme Kılavuzu" ve okuldaki bir hocamın ısrarla tavsiye ettiği, argümanları, açıklamaları tetkik edip incelemeye yarayan, söylenenlerin yeni bir ifade mi yoksa tekrardan mı ibaret olduğu gibi konulara değiniyor. Okudukça, argüman sunduğumu sandığım çoğu durumda aslında tekrarda bulunuyor olduğumu fark ediyorum. Çünkü argüman sunabilmek için, birini bir şeye ikna etmek, yönlendirmek amacı taşımak gerekiyormuş. Kelimelerin günlük hayatta terim anlamlarından uzaklaşmış bir biçimde kullanıldığını da anlıyorum. Roman gibi okumak yerine notlar alarak, üzerinde çalışarak okuduğum öğretici bir kitap.
Okuduğum diğer kitap ise Kavgam ve bu kitabı okurken tesadüf eseri olarak Spotify'da bir podcast serisine denk geldim. İsmi: Zamanaltı. Zamanda yolculuk yapan bir gencin maceraları anlatılıyor. İlk beş bölüm Hitler dönemine gitmesi ve tarihi değiştirmesini konu alsa da, geri kalan bölümleri tarihten biraz çıkıp zaman yolculuğuna evriliyor. Ben de henüz yarıladım yayımlanmış bölümleri. Kitapta öğrendiğim bilgileri podcastte yeniden duyuyorum yer yer ve bu döneme ait tarih bilgimi geliştirmem gerektiğini fark ediyorum. Podcastin dili oldukça hoşuma gitti, eğlenceli bir üslubu var ve zaman yolculuğu temasını da pek severim zaten. Back to the Future serisi de bu dönemde tekrar izlenebilir diye düşünüyorum.
Beni heyecanlandıran bir diğer husus, çok sevdiğim Community dizisinin Netflix'te eklenmesi oldu. Maalesef Netflix ve Spotify gibi platformların rahatına çok alıştığım için internet üzerinden başka bir yerde dizi izleyemiyorum artık. Kesinlikle tavsiye ederim, ben de yeniden başlayacağım izlemek için.
Gerçekleştirmeyi umduğum ve beni heyecanlandıran planlarım var.
Bir sonraki yazıda, çok yakın zamanda görüşmek dileğiyle sevgili okur.
Kendine iyi bak.
Bir haftayı daha geride bıraktık. Zamanın göreceliğini tüm dünya olarak deneyimliyoruz. Zaman içinde yaşarken çok yavaş iken, bir yandan 19 gün öncesinin anıları hala tazeliğini koruyor.
Bütün bir ülke olarak online derslerle eğitimimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Pazartesi, salı ve çarşamba günlerinde olan derslerimden dolayı bugünlerim bir miktar daha planlı oluyor. Sabah kalkıyor, kahvaltımın ardından bilgisayar başında ya direkt derse başlıyor ya da ders saatini bekleyerek ders çalışıyorum. Bu saatlerin verimli geçtiğini söyleyemesem de, elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Toparlanmaya çalışıyorum. Tüm ülkede ve hatta dünyada olduğu gibi, pek de yüksek olmayan moralimi düzeltmek ve yaşam enerjisini kazanmak için uğraşıyorum. İleride, boşa giden bugünlerimiz için çok üzüleceğiz, gibi hissediyorum.
Bu dönemde yapabileceğimiz en iyi şey okumak, yeni şeyler öğrenmek istemek, yazmak ve yazacak bir şeyler üretecek kadar dolu yaşamak.
Sanırım oldukça zor olsa da bu sürecin kolay kolay bitmeyeceğini, uzun zaman böyle yaşamak zorunda kalacağımızı ve artık adapte olmak gerektiğini kabullendim. 25 yılda alıştığım her şeyden vazgeçmek, evde oturmak kolay değil elbette, üstelik moral bozukluğu üretkenliği de geri çekiyor. Yine de, kabullenmek iyi bir adım oldu.
Bu yüzden, Coursera'da yeni bir kursa katılmaya karar verdim. Eğitim gördüğüm alanla da ilgili olduğu için, hayatımın bir yerinde mutlaka işime yarayacak bilgiler edineceğimi düşünüyorum. Kursun İngilizce olması yabancı dil gelişimim için de faydalı olacaktır.
Şu sıralar okuduğum iki kitap var, birisi TÜBİTAK yayınlarından çıkan "Eleştirel Düşünme Kılavuzu" ve okuldaki bir hocamın ısrarla tavsiye ettiği, argümanları, açıklamaları tetkik edip incelemeye yarayan, söylenenlerin yeni bir ifade mi yoksa tekrardan mı ibaret olduğu gibi konulara değiniyor. Okudukça, argüman sunduğumu sandığım çoğu durumda aslında tekrarda bulunuyor olduğumu fark ediyorum. Çünkü argüman sunabilmek için, birini bir şeye ikna etmek, yönlendirmek amacı taşımak gerekiyormuş. Kelimelerin günlük hayatta terim anlamlarından uzaklaşmış bir biçimde kullanıldığını da anlıyorum. Roman gibi okumak yerine notlar alarak, üzerinde çalışarak okuduğum öğretici bir kitap.
Okuduğum diğer kitap ise Kavgam ve bu kitabı okurken tesadüf eseri olarak Spotify'da bir podcast serisine denk geldim. İsmi: Zamanaltı. Zamanda yolculuk yapan bir gencin maceraları anlatılıyor. İlk beş bölüm Hitler dönemine gitmesi ve tarihi değiştirmesini konu alsa da, geri kalan bölümleri tarihten biraz çıkıp zaman yolculuğuna evriliyor. Ben de henüz yarıladım yayımlanmış bölümleri. Kitapta öğrendiğim bilgileri podcastte yeniden duyuyorum yer yer ve bu döneme ait tarih bilgimi geliştirmem gerektiğini fark ediyorum. Podcastin dili oldukça hoşuma gitti, eğlenceli bir üslubu var ve zaman yolculuğu temasını da pek severim zaten. Back to the Future serisi de bu dönemde tekrar izlenebilir diye düşünüyorum.
Beni heyecanlandıran bir diğer husus, çok sevdiğim Community dizisinin Netflix'te eklenmesi oldu. Maalesef Netflix ve Spotify gibi platformların rahatına çok alıştığım için internet üzerinden başka bir yerde dizi izleyemiyorum artık. Kesinlikle tavsiye ederim, ben de yeniden başlayacağım izlemek için.
Gerçekleştirmeyi umduğum ve beni heyecanlandıran planlarım var.
Bir sonraki yazıda, çok yakın zamanda görüşmek dileğiyle sevgili okur.
Kendine iyi bak.
